21.1.2012 Phnom Phen – Kampot
Sabah kahvaltımız Mango ve müsli. Mangonun tadına doyum olmaz!
Odamızın parasını ödeyip Tuktuka biniyoruz. Bize3 dolar fiyat çekiyor ve sonunda bir dolara otogara bırakıyor.
Dünden bilet bulamamamız biraz sıkıntı yaratsa da erkenden otogara gidip iki bilet buluyoruz. Ayakta yolcu olarak daha fazla para veriyoruz, ama otobüse bindiğimizde en arka koltuğa oturtuyorlar, Lemise de yer var, bundan sonra hep en arka koltuktan alabiliriz valla.
| otobos |
| uykusu gelmiş bıdığın |
| Lemis fotoğraf çekiyor. |
İlk durağımız saat 11:30 da. Otobüs duraklarında çocuklar soyulmuş ananas ve mango satıyorlar. Kek satılıyor her yerde, pofidik ve lezzetli görünüyor. Alalım bir tane. Tadı önce güzel, sonra garipleşiyor. Durian mı var acaba bunun içinde? Garip bir tat kalıyor ağızda. metalik, soğan, ananas, tatlandırıcı tadı. Kesin Durian bu!
Kampot a varacağız diye beklerken başka bir yoldan önce Kep e varıyoruz. 16 km mesafede bir sahil şehiri. biz Kepe de gidecektik, adalarına da gitmek istiyoruz, hemen karar verelim derken yola devam ediyoruz, motor kiralayıp istediğimiz zaman gideriz oraya.
Kampot ta yer bulmak zormuş. Chinese New Year! yılbaşından dolayı her yer dolu, ama bizim balımız var, güzel bir yer buluyoruz, 6 dolar, Kampot Guesthouse.
Kasaba küçük, binalar fransız yapımı colonial. Kampot un yeni kısmı nehirin öbür tarafında tamamen fransızlar tarafından yapılmış, Vietnam savaşında da kullanılmış. Caddeler geniş ve boş, yolları bozuk. Ama restoranları dünya kalitesinde ve uygun. Akşam güneşi batıralım diye Rusty Keyhole diye bir yere giriyoruz. Güney doğu Asyanın en lezzetli sparerips leri yapılıyormuş burada. Bismillah.
Happy Hour biralarımızı teker teker yutuyoruz, orta boy spare rips istiyoruz ve şölen başlıyor! Nasıl bir BBQ sosu bu, tanrım! Lemis ve Ayşegül de şaşkın ve zevkten dört köşe. Tok ve mutlu bir şekilde evimize dönüyoruz.
süpermarketin önünde bir de oyuncak arabalar var, bunlara da binmeden edemiyoruz elbette...
22.1.2012 Kampot ta çin yeni yılı
Kampot a varacağız diye beklerken başka bir yoldan önce Kep e varıyoruz. 16 km mesafede bir sahil şehiri. biz Kepe de gidecektik, adalarına da gitmek istiyoruz, hemen karar verelim derken yola devam ediyoruz, motor kiralayıp istediğimiz zaman gideriz oraya.
Kampot ta yer bulmak zormuş. Chinese New Year! yılbaşından dolayı her yer dolu, ama bizim balımız var, güzel bir yer buluyoruz, 6 dolar, Kampot Guesthouse.
Kasaba küçük, binalar fransız yapımı colonial. Kampot un yeni kısmı nehirin öbür tarafında tamamen fransızlar tarafından yapılmış, Vietnam savaşında da kullanılmış. Caddeler geniş ve boş, yolları bozuk. Ama restoranları dünya kalitesinde ve uygun. Akşam güneşi batıralım diye Rusty Keyhole diye bir yere giriyoruz. Güney doğu Asyanın en lezzetli sparerips leri yapılıyormuş burada. Bismillah.
| hayatımdaki en güzel spare rips bu! |
| gün batımı |
| lemis köpekleri çook seviyor |
| rusty hole köpeği |
Happy Hour biralarımızı teker teker yutuyoruz, orta boy spare rips istiyoruz ve şölen başlıyor! Nasıl bir BBQ sosu bu, tanrım! Lemis ve Ayşegül de şaşkın ve zevkten dört köşe. Tok ve mutlu bir şekilde evimize dönüyoruz.
süpermarketin önünde bir de oyuncak arabalar var, bunlara da binmeden edemiyoruz elbette...
| süper market |
22.1.2012 Kampot ta çin yeni yılı
22.01.2012
kep e gidiş, geziş.
23.01.2012
Sabah kalkıyoruz, kapımızın önündeki küçük ev tapınağın önünde bir pişmiş küçük domuz görüyoruz. Bugün bir şeyler kutlanacak, belli. Yeni yıla girdik sonuçta.
Bugün bütün günümüzü Kampotta geçireceğiz, canımız takılmak istiyor. Kahvaltımızı meyvelerimizle yapıyoruz ve odamızda oturuyoruz. Bir ara bir gürültü patırtı, bando geldi sanki.
Yılbaşı ejderhası gelmiş, yeni yıl için evleri kutsuyor. Ejderha önce evin önünde dans ediyor, sonra evin içine giriyor ve orada da küçük tapınaklardaki mamaları yiyor. Sonra evin dışına çıkıyor ve birinci kata asılı bir kağıt poşetin içindeki parayı yutuyor. Heyecan aramaya gerek yok, heyecan bizim ayağımıza geliyor.
Öğle yemeğimizi “Lazy Fish” de yemek istiyoruz, hem de yarın için otobüs biletimizi de alırız, geçe bırakmayalım, bir gün daha kalmak istemiyoruz buralarda. Yemekler çok güzel, kokonut shake bir harika, kahve süper ötesi. Lemis çocuklarla oynuyor, biz de kalacak yer ayarlamaya çalışıyoruz.
Bundan sonra Kampotun öbür kıyısını görelim diye çıkıyoruz yola. Maksat yürümek.
| her eve lazım: tapınak! |
| koca deste Dolarlar, hemde 100 lük! sahte, ama gerçeği olsun yeni senede diye konuluyor. |
| par pul da gözümüz yok, Lemisimiz var, herşeye bedel... |
Old bridge i çocuk arabasıyla geçiyoruz, biraz dar ve yoğun köprüymüş. Lemis yolda uyuduğu için çok sakın ve sarsıntısız gitmeye çalışıyorum. Karşı tarafda hiçbir şey yok. Gittiğimiz gib dönüyoruz ve bizim o BBQ cumuza gidiyoruz. Lemis bir sürü deneysel foto çekiyor, doğum günü falan yok yani...
“Rusty Keyhole” da bu sefer bir kiloluk monster Rips ları ısmarlıyorum.
İnanılır gibi değil! Nasıl bir lezzet! Ben burada yaşamak isterim, sırf bu Rusty Keyhole Bar a yakın olabilmek için! Lemis de çok beğeniyor, Ayşegül de. Bir kilo rahat bitiyor. Keşke daha uzun kalsak ve bir daha bundan isteyebilsem! Ben de böyle ızgara yapmaya çalışacağım Türkiyeye dönünce, hatırlatın bana ;)
| old bridge manzarası, kitsch versiyonu. |
| şeker kız Lemis |
| neden dosyalandı, bir bildiği mi var? |
| biralar buz! rusty keyhole! |
| rips ler gelecek diye heyecanlı! acıkınca nasıl yiyor ama! |
“Rusty Keyhole” da bu sefer bir kiloluk monster Rips ları ısmarlıyorum.
| İŞTE BUUUUU! sol tarafı normal BBQ soslu, sağ tarafı biraz daha acılı. En iyi BBQSpare rips seçilmiş bu yediğimiz! |
| işte kanıt: |
| fingerlicking gooood! |
| mutluluğumu görüyorsunuz değilmi? |
| adam gibi kaburga: bir kilo etten bukadarcık kemik çıkıyor. |
İnanılır gibi değil! Nasıl bir lezzet! Ben burada yaşamak isterim, sırf bu Rusty Keyhole Bar a yakın olabilmek için! Lemis de çok beğeniyor, Ayşegül de. Bir kilo rahat bitiyor. Keşke daha uzun kalsak ve bir daha bundan isteyebilsem! Ben de böyle ızgara yapmaya çalışacağım Türkiyeye dönünce, hatırlatın bana ;)
Karnım tok, sırtım pek. Sabah erkenden yola çıkacağız, evimize dönüyoruz.
24.01.2012 Kampot - Sihanoukville
Bugün çıkıyoruz artık bu şehirden, bu kadar kalmayı düşünmüyorduk aslında buralarda, ama fena da olmadı.
Lemis sabahın köründe böyle uyanmaya çalışıyor:
Sabahtan bazı kalınacak yerleri arıyorum, ama herkes aynı cevabı veriyor: yerimiz yok, gelin belki müşteri çıkışı olur ve size yer buluruz. Rezervasyon yapmıyorlar. Kahvaltımızı “Lazy Fish “ de yedik. Uygun fiyat ve güzel sandviçler. Kahvesi bir harika. Şimdiye kadar içtiğimiz hiçbir kahveye benzemiyor. Tadı bambaşka. Anlatılmaz, tadılır. Dönüşte bir kilo kahve mi götürsek Türkiyeye?
Lemis sabahın köründe böyle uyanmaya çalışıyor:
Sabahtan bazı kalınacak yerleri arıyorum, ama herkes aynı cevabı veriyor: yerimiz yok, gelin belki müşteri çıkışı olur ve size yer buluruz. Rezervasyon yapmıyorlar. Kahvaltımızı “Lazy Fish “ de yedik. Uygun fiyat ve güzel sandviçler. Kahvesi bir harika. Şimdiye kadar içtiğimiz hiçbir kahveye benzemiyor. Tadı bambaşka. Anlatılmaz, tadılır. Dönüşte bir kilo kahve mi götürsek Türkiyeye?
Saatinde geliyor minibüsümüz. Biz oraya varana kadar herkes minibüse doluşmuş bile, bize en arka koltuk kalıyor. Sıkış tıkış, 11 kişilik minibüse 14 kişiyi sıkıştırıyorlar. Çantalar arka bagaja bağlanıyor, bagaj kapağı açık gidiyoruz. Püfür püfür esiyor bagajdan, bacaklara yer de yok, Lemis kucakta. Çok uzun bir yol değil neyse ki, iki saat sonra varırız. Ama önce sokaktan mazot alıyoruz, 200 metre de bir bir mazotcu var. Bizim “benzincimiz” mazotu döküyor her yere, mazota ve doğaya yazık.
Sihanoukville e ulaşıyoruz, nerede indirecek bizi, gar uzak, nasıl gideceğiz derken tam koyların en işlek merkezine, Serendipity beache götürüyor.
Gitmek istediğimiz yer burası. “Golden Lion traffic circle ve deniz kenarı arası 500 metre var, bir sürü otel buralarda sıralı. 5 yere bakıyoruz, herkes dolu. Tam da yılbaşı zamanı, beğendiğimiz yerlerin dolu olması sıkıyor bizi. Fiyatlar da hep 15 üstü. Bir otelin restoranında oturan bir grup da “hiç sormayın, burada da yer yok, biz de yarım saattir arıyoruz, şimdi kahvaltımızı yapıp aramaya devam edeceğiz” diyorlar. Yüzlerce guesthouse var burada, mutlaka bulunur, ama istediğimiz yeri bulamadık. “Le jardin aux hibiscus” diye bir otele giriyorum, önümde bir adam var, 50 dolar dediler ona, son odaları varmış, ben de kulak misafiri oluyorum. Adam başka yer bakınmaya çıkıyor. Bu arada resepsiyon da oturan adam Lemisle ilgileniyor, yanındaki arkadaşlarına gösteriyor. Tam çıkarken bize o 50 dolarlık odayı 15 dolara veririm diyor! Ama Fan bozukmuş, yedek fan vereceklermiş. Oda gayet güzel, 50 etmez, ama en azından yerimiz hazır, denize çok yakın ve elemanların hepsi güler yüzlü.
Gitmek istediğimiz yer burası. “Golden Lion traffic circle ve deniz kenarı arası 500 metre var, bir sürü otel buralarda sıralı. 5 yere bakıyoruz, herkes dolu. Tam da yılbaşı zamanı, beğendiğimiz yerlerin dolu olması sıkıyor bizi. Fiyatlar da hep 15 üstü. Bir otelin restoranında oturan bir grup da “hiç sormayın, burada da yer yok, biz de yarım saattir arıyoruz, şimdi kahvaltımızı yapıp aramaya devam edeceğiz” diyorlar. Yüzlerce guesthouse var burada, mutlaka bulunur, ama istediğimiz yeri bulamadık. “Le jardin aux hibiscus” diye bir otele giriyorum, önümde bir adam var, 50 dolar dediler ona, son odaları varmış, ben de kulak misafiri oluyorum. Adam başka yer bakınmaya çıkıyor. Bu arada resepsiyon da oturan adam Lemisle ilgileniyor, yanındaki arkadaşlarına gösteriyor. Tam çıkarken bize o 50 dolarlık odayı 15 dolara veririm diyor! Ama Fan bozukmuş, yedek fan vereceklermiş. Oda gayet güzel, 50 etmez, ama en azından yerimiz hazır, denize çok yakın ve elemanların hepsi güler yüzlü.
Hemen sahile! Deniz masmavi, sığ ve ılık. “Moonshack beach bar” a oturduk, bira 50 cent, yanına da BBQ barakuda balığı, patates kızartması ve salata. Üçümüze yetiyor.
“Hayalimizdeki deniz kıyısındaki kulübeyi aramaya çıkalım bari” diye bir solumuzdaki “cloud9” bungalow lara gittik, ama fiyatlar uçmuş! 40 dolar ve üstü. Ve hayalimizdeki de değil. Gürültülü müzik, denizkıyısı kayalık ve leş. Her yerde plastik, styrophor, bardak falan. Burada kalsak denize girmek için yine kumsal sahile gitmek zorunda kalacağız.
“Serendipity Beach” “Ochheuteal Beach”in batısında kalıyor, sahili doğuya doğru yürürsek de “Otres beach” e geliyoruz. 5-6 km lik bir kumsal. En yoğun yerleşim ve sahil bizim kaldığımız yer.
Yürümeye başlıyoruz. Yılbaşından dolayı yoğunluk had safha da. Kamboçyalılar bizim Türkler gibi aile insanı, tüm sülale buluşuyor, hep beraber masalar kuruluyor. Önlerinde onlarca pavurya, kiloluk balıklar, çorbalar, minik midyeler, sübyeler, içecek olarak da “ABC”biralar(%8 Alc), whiskey ler, kolalar. Uyuyan bebeklerin yanında emziren başka anneler, bağıran çoluk çocuklar, masalar full döşenmiş yemekleri hapur hupur on parmak yiyen insanlar. Bir kilometreyi aşıyoruz, insan seli bitmiyor. İkinci kilometre, üçüncü kilometre! Ochheuteal Beach bitiyor, insan seli ancak o zaman bitiyor. Bir küçük köprüyü geçiyoruz, Queen hill resort u da geçiyoruz ve Otres beach e varıyoruz. Lemis sırtımda sızdı, bizler de biraz yorulduk. “Done right” eco-minded guesthouse a ulaşmaya çalışıyoruz. Çamurdan yapılmış yuvarlak kulübeler. Nedense bize sıcak gelmiyor ilk tanışmamız, yer de yok, ne zaman boşalır da söylemiyorlar, bilgi almak istiyoruz, burunlarından kıl koparır gibi davranıyorlar. Otres beach de baya büyük bir kumsal, biz Otresin başından tekrar dönüşe geçiyoruz. Tuk tuk cular bize dönüş için 5 dolar çekiyor, üç dolara indiriyoruz ama sonunda da yürümeye karar veriyoruz. Uzun bir yürüyüş oldu, ama arada bir denize giriyoruz, çok güzel bir kumsal.
Yürümeye başlıyoruz. Yılbaşından dolayı yoğunluk had safha da. Kamboçyalılar bizim Türkler gibi aile insanı, tüm sülale buluşuyor, hep beraber masalar kuruluyor. Önlerinde onlarca pavurya, kiloluk balıklar, çorbalar, minik midyeler, sübyeler, içecek olarak da “ABC”biralar(%8 Alc), whiskey ler, kolalar. Uyuyan bebeklerin yanında emziren başka anneler, bağıran çoluk çocuklar, masalar full döşenmiş yemekleri hapur hupur on parmak yiyen insanlar. Bir kilometreyi aşıyoruz, insan seli bitmiyor. İkinci kilometre, üçüncü kilometre! Ochheuteal Beach bitiyor, insan seli ancak o zaman bitiyor. Bir küçük köprüyü geçiyoruz, Queen hill resort u da geçiyoruz ve Otres beach e varıyoruz. Lemis sırtımda sızdı, bizler de biraz yorulduk. “Done right” eco-minded guesthouse a ulaşmaya çalışıyoruz. Çamurdan yapılmış yuvarlak kulübeler. Nedense bize sıcak gelmiyor ilk tanışmamız, yer de yok, ne zaman boşalır da söylemiyorlar, bilgi almak istiyoruz, burunlarından kıl koparır gibi davranıyorlar. Otres beach de baya büyük bir kumsal, biz Otresin başından tekrar dönüşe geçiyoruz. Tuk tuk cular bize dönüş için 5 dolar çekiyor, üç dolara indiriyoruz ama sonunda da yürümeye karar veriyoruz. Uzun bir yürüyüş oldu, ama arada bir denize giriyoruz, çok güzel bir kumsal.
Serendipity Beach de insan seli azalmış durumda, Kamboçyalı Babalar, amcalar zurna olmuş, çocuklar da yorgun köşelerde sızmışlar. Herkes toparlanıyor.
Beach barların önlerinde BBQ yapan insanlar var, biz bir midyeci buluyoruz. midyeler o kadar güzel görünüyor ki! Kabuklarını ızgaraya koymaya çekinir insan! Bize 15-20 tane ızgara midye istiyorum, 3 dolar. Çok lezzetli! İçine de sarımsaklı sos koymuşlar. Biz de acıkmışız belliki.
Oradan da başka bir BBQ cu buluyoruz, biralarımızı ve ızgara balığımızı istiyoruz. BBQ yapan kadının üstünde pijama var, herkes pijamayla dolaşıyor burada. “Hmm, şu pijamamı giyiniğim, yatmadan önce de şu ızgarada da 10 kilo sübye pişirim bari” deyip çıkıyorlar evden galiba.
Oradan da başka bir BBQ cu buluyoruz, biralarımızı ve ızgara balığımızı istiyoruz. BBQ yapan kadının üstünde pijama var, herkes pijamayla dolaşıyor burada. “Hmm, şu pijamamı giyiniğim, yatmadan önce de şu ızgarada da 10 kilo sübye pişirim bari” deyip çıkıyorlar evden galiba.
Yeni yıl kutlamaları günlerce devam ediyor buralarda. Eğlenmeyi seven millet belli ki. Havai fişek satan çocuklardan biz de bir tane alıyoruz ve patlatıyoruz. Elimdeki sırık içinde bir sürü barut. Pek çocuklara uygun değil, yüze göze patlıyor sürekli, ama bir kere denemek lazım işte. En sakatı çocukların elindeki çatpatlar. Nereye tuttukları belli değil, bize de geliyor bazı fişek.
Lemis kumlarda oynarken biz de çevreyi seyrediyoruz. Çok Bar var, her yer de dolu. En yoğun zamanında gelmişiz gerçekten de.
Lemis kendisine bir Amerikalı/Çinli kanka yapıyor, bu arada da yan masalara da gidip herkesle tanışıyor. Burada da hayran kitlesini oluşturuyor bizim kız.
Buranın bar sahibiyle benim Türkiyeden ortak tanıdığımız çıkıyor, onun hakkında konuşuyoruz ve akşamımızı bitiriyoruz.
Buranın bar sahibiyle benim Türkiyeden ortak tanıdığımız çıkıyor, onun hakkında konuşuyoruz ve akşamımızı bitiriyoruz.
Çok uzun bir gündü bugün, yatağımıza düşüp bayılıyoruz.
devamı Lemis in Cambodia IV da
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder